Pekin+30 Gençlik Blogu: Daha adil bir dünya için yasal, sosyal, ekonomik ve politik değişimler

Tarih:

Göksu Merdanoğlu, 22 yaşında ve Çukurova Universitesinde hukuk öğrencisi. Fotoğraf: Çukurova University
Göksu Merdanoğlu, 22 yaşında ve Çukurova Universitesinde hukuk öğrencisi. Fotoğraf: Çukurova University

“Toplumsal cinsiyet eşitliği kendi başına bir hedef olmanın ötesinde. Yoksulluğun azaltılması, sürdürülebilir kalkınmanın teşvik edilmesi ve iyi yönetişimin inşa edilmesi gibi zorlukların üstesinden gelmenin ön koşuludur.” - Kofi Annan, Birleşmiş Milletler 7. Genel Sekreteri.

Tarih boyunca toplumlar, sözlerin ve kelimelerin gücü üzerine yükselmiştir. Toplumun değişmez ve eşsiz bir parçası olan kadınların bu hikayedeki konumunun; hak arayışlarının, toplumsal cinsiyet eşitliğine uzanan yolculuklarında kat edilen ve edilmeyen mesafelerin irdelenmesi gerekliliğine inanıyorum. Çünkü toplumsal cinsiyet eşitliği, ait olduğu toplumu oluşturan ve hayatımıza temas eden her unsurun vicdanında, toplumsal dinamikler herkes için yaşanabilir olduğunda ve hukukun uygulanabilirliğinde suret bulacaktır.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin ilerletilmesinde önemli bir dönüm noktası, 1995 yılında kabul edilen Pekin Deklarasyonu’dur. Bu bildirge, yoksulluk, eğitim, sağlık, şiddet, ayrımcılık gibi kritik ilgi alanlarını ele alarak dünya genelinde kadın haklarının anlaşılmasına ve geliştirilmesine rehberlik etmektedir. Kadınların karşılaştığı zorlukları tam anlamıyla kavrayabilmek için kültürel, sosyal, ekonomik ve diğer tüm faktörleri göz önünde bulundurmak önemlidir. Bu faktörlerin, kadınların hayat deneyimlerine özel bir şekilde ele alınması, çözümleri de anlamamıza yardımcı olacaktır.

Güvenilir kaynaklardan elde edilen veriler, birçok alanda hâlâ ilerleme kaydedilmesi gerektiğini göstermektedir. Örneğin, farklı sebeplerle temel eğitimini tamamlayamayan kadınlar ekonomik zorluklar yaşamakta ve bu durum kadın yoksulluğunu görünür kılmaktadır. Ayrıca mevcut veriler, her on kadından dördünün fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını ve kadınların %51’inin çevrimiçi tacize maruz kaldığını işaret etmektedir. Yine ivme olumlu yöne evrilmekle birlikte çocuk yaşta evlilikler de mevcut bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. İş gücünde ise kadınlar, pek çok sektörde aynı iş için erkeklerden daha düşük ücretler almakta, üst düzey yönetim pozisyonlarının ortalama %20-30’unu üstlenmekte ve temsilde geride kalmaktadır.

Kadınların güçlenmesi ve toplumsal hayata tam katılımı, sürdürülebilir kalkınma ve insan haklarının gerçekleştirilmesi açısından temel bir öneme sahip. Kadınların farklı deneyimleri, yenilikçi fikirleri ve toplumsal katkıları, küresel düzeyde kapsayıcı, eşitlikçi ve dirençli toplumlar inşa etmek için vazgeçilmezdir. Bu sorunların üstesinden gelebilmek için önyargıları kırmamız, yasaları etkin uygulamamız, kadınların güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğini eğitime ve günlük yaşantımıza entegre etmemiz gerekmektedir.
Bütün insanlığın ortak yararı adına çağımızdan gelecek çağlara bir manifesto niteliğinde olan Pekin Deklarasyonu, kabulünden bu yana ulusal ve uluslararası akademik nosyona, hukuki mevzuata, sivil toplum mekanizmalarına ve kadınların yaşam alanına temas eden tüm dinamiklere ilham vermeye devam ediyor. Bu kapsamda eksikliklerin farkındalığını yitirmeden mevcut gelişmelere de umutlu ve cesur gözlerle bakmanın yarınlara daha aydınlık ilerlemeye katkı sağlayacağı inancındayım. Bir kadın ve hukukçu adayı olarak, toplumsal cinsiyet eşitliğine; hukuki, toplumsal, ekonomik ve politik dönüşümler eşliğinde uyum ve katkı sağlamayı daha yaşanabilir bir dünya için muhteşem bir adım olarak görüyorum. Kadının sesi dünyanın sesine karışmalı, gür nidalarla insanlığın kadim hafızasına akmalı. 

Bugün, yarın ve daima; doğmuş ve doğacak TÜM Kadınlar ve Kız Çocukları İçin adalet, barış ve fırsatlarla dolu bir geleceğe doğru…

E-posta: [ Göstermek için tıklayın ]

Sosyal medya hesapları: